Yağmur çiseliyor gibi sanki.
Yumuşak bir hüzün dalgası salınıyor etrafımda. Neden anlamıyorum. Aslında
anlamamazlıktan geliyorum. Böylesi daha kolay çünkü. Bazı zamanlar çok şeyi
anlamamazlıktan gelebilmek istiyorum. Keşke diyorum, keşke beynimi istediğim
gibi kapatıp açabilsem de bu kaltak karakterli insanların aklıma kıymık gibi
saplanıp kalmalarına engel olabilsem. Ama hayatın işleyiş tarzı böyle değil
maalesef işte. Sen bir hedefsindir, o elinde sapanıyla sana taş fırlatıp duran bir
orta mahallenin küçük çocuğu. Çoğu zaman önemsemezsin attığı taşları. Biraz
endişeyle karışık bir gülümsemeyle önemsemezmiş
gibi bakarsın o taşlara. Ama bazen büyük bir tane yollar yakınından, hiç
olmayacak bir yerine denk getirir ve canın yanar. O zaman anlarsın onun ne mal
olduğunu.
Garip bir şey o taşı yediğinde
hissettiklerin. Acıyla karışık bir şaşkınlıktır. Olaylar çoğunlukla kontrolün
dışında sonuçlanmıştır. Elinden bir şey gelmemiştir. Belki çoğu zaman
hatalarını görmemişsindir ya da küçük hataları önemsememişsindir. O
önemsemediğin küçük hatalar biriktiğinde ne büyüklükte acı sonuçlar doğurduğunu
anladığında da çok geç olduğunu görürsün. Hiç aklına gelmez değil mi? İlk
öğrendiğimiz cümlelerden olan “Damlaya
damlaya göl olur.” sözü... Aklımızın ucuna gelmez. Sonra da kalakalırız
öylece acıyla bir başımıza...
Acaba kaç küçük beyaz yalan bir
büyük kara yalan ediyor. Beyaz yalanlar da birike birike ölümcül acıları
doğuruyordur değil mi?
Dün konuştuk arkadaşımla senden,
ordan burdan. Seni anlattım ona. Sana hissettiklerimi anlattım. Takıntı
olabilir dedi sana karşı olan durumuma. Seni önemsemem için bir neden bulamadığından
galiba. İnanmak istemedim ona; peki ya dediği gibiyse. Söylesene kimsin sen!
Neden aklımda ve yüreğimde böyle bir yer ettin? Nesin sen? Ben senin aklına
bile gelmezken, sen neden benim gözümde tütüyorsun? Neden seni bir kez
görebilmek için nefes almaktan vazgeçebilecek gibiyim? Sen benim varlığımı bile
unutmuş olabilecekken neden ben seni merak ediyorum bu kadar? Neden böyleyim
ben?
Buna yaşamak diyemiyorum ben, böyle
yaşamaya. Hiç olmadık anlarda aklıma gelebilmen... Neden bunu başka birisi yapamıyor
da bir tek sen başardın o tanıdığım binlerce insan arasından? Seni unutmak
istiyorum ben. Aklımda olmanı istemiyorum. Ellerini tuttuğumu hayal etmek
istemiyorum. Kendime gelmek istiyorum. Hiç adil değil böylesi. Ben sende gram
yokken, sen bende tonla varsın. Hiç adil değil bu...
Kelimeler de tükensin bitsin de
hakkında kelime dahi yazamayayım. Seni unutmak zorundayım. Bunun bir yolu
olmalı. Rüyalarıma girmene engel olmanın bir yolu olmalı. Kalemin en zayıf yeri
orası çünkü; rüyalarım. Orada bir tek engel olamıyorum sana...
Ben ne olduğunun farkında olan
bir insanım. Nelere ulaşabileceğimi, nelere üstün gelebileceğimi ve nelerden
vazgeçmem ve hiç bulaşmamam gerektiğini bilebilen bir insanım aslında. Bir tek
seni bilemiyorum. Sen neden böylesin? Bir anda çekip gittin hiç farkında oldun
mu bilmiyorum. Ama bir anda koydun gittin beni, bir anda sildin attın. Yanına
sadece birkaç kişi aldın bizim diyarımızdan. Onlara verdiğin değere değmeyecek
kişileri aldın hemde. Bu düzen neden böyle söyler misin? Bu nasıl bir işkence
şeklidir? Birini seversin, ona değer verirsin ama utandığın için ve onun
gözünde garip biri durumuna düşme olasılığından çekindiğin için o değeri pek
gösteremezsin. Ama karşındaki kişi de seni hiçbir zaman anlamaz ve seni kolayca
siler atar. Bir şeyler yaşar seninle olur olmaz ve sonra gider. Tıpkı senin
yaptığın gibi. Tıpkı senin bırakıp gittiğin gibi. Neden böyle bilmiyorum ama
bilmek ister miydim onu da bilmiyorum. Söz konusu sen olduğunda tek
düşünebildiğim sadece sensin. Hayalin geliyor gözümün önüne ve ne yaparsam
yapayım saatlerce gitmiyor. Ne canımı yaktığın zamanları düşünüp üstünde
durabiliyorum ne de beni bırakıp gittiğini... Hep iyi şeyler geliyor aklıma.
Asla gerçekleşmeyeceğini bildiğim yasak meyve gibi tatlı hayali şeyler... İşte en
çok da bunu sevmiyorum. Sen de sevmek istemiyorum. Aslında sevip sevmediğimi de
bilmiyorum. Çok karışık gibi görünüyor. Ama çözmeye çalışsam bir fizik problemi
gibi çıkacağına bahse girerim.
Bir mucize olsa ve sen gelsen
keşke. Hiç beklenmedik bir şekilde karşılaşsak bir yerde. Ve ne olacaksa olsun.
beklemek mi lazım kader oyununu üzerimizde bir mucizeyle gösterir yine diye , yoksa unutmak mı lazım bir adım atmaya cesaretimiz yokken...
YanıtlaSil