25 Şubat 2012 Cumartesi

YOL - I

Bazen öyle bir düşüyorsun ya aklıma ansızın, işte o bazenlerden birindeyim yine. Sessiz, sakin, kimseye belli etmeden, edemeden, gerçek olan hiçbir şeyi umursamadan öylece dalıp gittim yine sana. Uzun zamandır rüyalarıma da gelmiyorsun, seni göremediğim yetmezmiş gibi. Bu kadar uzaktan sana anlamsız gelebilir belki ama uzaklığın anlamını bilirim ben; ne demek olduğunu da. Sana her varmak istediğimde imkansızlığın sınırlarına vardığım her anda anlarım çaresizliğin ne olduğunu. Seni bulmak adına her yola koyuluşumda farkına varırım benim için ne kadar imkansız olduğunun. 

Başını sonunu yazamadığım, gerçeğe uyduramadığım hikayelerimin gelişme kısmındaki güçlü cümlelerdir seninle benim için kurduğum hayallerim. Bir nevi rüya aslında. Nasıl gelmişiz o noktaya ve nasıl gideceğiz o noktadan öteye bilmiyorum. Sadece düşlüyorum boylu boyuna, bitmesi fikrine tahammül bile edemeden. Bazen irkiliyorum, gerçeklere dönüyor yüzüm o anda. Birkaç lodos gibi günyüzü gerçeği ürpertiyor varlığımı ve seninle benim,  gerçekte ne kadar birbirimize ters köşelerde olduğumuzu görüyorum, üzülüyorum. Bir süre sonra da neden üzüldüğümü unutuyorum ve başlıyorum yine hayalinin yolunu gözlemeye. Sanki bir gün dönsen... sanki bana dönecekmişsin gibi... Öylesine hayallere dalıyorum işte sensizliğinde...

Bazen yolculuklara çıkıyorum düşüncelerimde. Kilometreler boyu adım adım katediyorum diyarları ve bir anda yanına düşüyorum. Önce uzaklardan görüyorum siluetini sonra her adımda canlandırıyorum gülümsemeni ve kollarını görüyorum açılmış benim için. Hızlı adımlarla geliyorum sana doğru ve sana bir adım kalışında gerçeğime çarpıyorum ansızın. Önce bir titreme sarıyor halsiz bedenimi ardından derin bir yalnızlık katılmış yalınca bir hayalkırıklığı. Kalakalıyorum öylece tavana dikilmiş gözlerim buğulanırken daha da bi yalnızlaşıyorum ve ansızın beynimi çıkarıp, yumruğumda tüm gücümle sıkıp, çöp kutusuna atıp gitmek istiyorum çok çok çok uzaklara; adımı bile hatırlamaz bir halde.

An geliyor, bir gün döneceğini ve beni merak edeceğini düşünüyorum. An geliyor, bir gün dönsen bile beni aklına getirmeyeceğini düşünüyorum. Öyle bir an geliyor, sadece senin için ben olsam nasıl olurdu diyorum. An geliyor, tüm bu anları tek tek alıp bir seferde götürüyor ve ben yine seni özlüyorum.

Bazen seni tamamen çıkarıp atmak istiyorum hafızamdan. Sildirsem mi diyorum. Hiç mümkün görünmüyor. Bazen bir şarkı dinliyorum, biraz hareketli biraz romantik; aklıma geliyorsun. Zorla yıktığım senden kaleleri bir şarkı süresince tekrar inşa ediyor hayalin ve ben yine güçsüz düşene, gerçeğe uyanana kadar dalıyorum hayaline. Herşeyden kopuyorum ve uyanık olduğum her anda herşeyimde sen oluyorsun. Sonra gerçekler baskısını artıyor “O yok, asla olmayacak!” diyorlar, tekrar üzülüyorum.

Bazen yolları düşünüyorum sadece. Sırt çantamda birkaç gerekli eşyam, ayağımda sağlam bir ayakkabım, düşmüşüm yollara. Sadece yürüyorum; istersem güneşin battığı diyara, istersem doğduğu tarafa. Bazen sadece gitmeyi düşünüyorum, sırf geri dönebilmek için... Geri döndüğümde sırf seni bulabilmek için...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder