Bugün, güneşin doğmasına birkaç saat kala geriye kalan hayatımın ilk
gününe doğru çeviriyorum başımı ve artık geçmişe nazaran biraz daha aydınlanmış
olan düşüncelerimle kararlarımı veriyorum.
Bugün geriye kalan hayatımın ilk günü olacak,. Şu anda geride kalan
hayatımın üstünden geçiyorum sadece. Bugün çok şeyi unutmaya başlayacağım ilk
gün olacak. Geride bıraktığım herkes
arasından onlara dönmeyi istediğim bir iki kişi hariç. O hariçleri de unutmaya
başlayacağım ilk gün olacak. Birisinden kopmak zor olasa da ötekini bırakmak
pek zor olmayacak. Güneş doğarken gerideki hayatıma bir perde kapanacak ve
kalan hayatıma güneşin ilk ışıkları düşecek.
Unutması zor olana;
Seni düşünmemeye çalışmak zor
olacak tatlı dostum. Çünkü nerden bakarsan bak biz birlikte büyüdük. Büyük
yalan dolanların üzerinden sırayla ama birbirimizi izleyerek geçtik. Hiç
düşünmeden birbirimize güvendik. Seni unutmak zor olacak dostum çünkü, biz
birbirimizi hiç düşünmeden sevdik. Hiç ortada bir şey yokken bulduk
birbirimizi. Ve sanki sadece birbirimiz varmışız gibi tutunup önemsedik
birbirimizi. Tanışmamızın nedeni çocukça oyunlarımız ve heveslerimiz değildi,
kaderdi sadece. Söylesene kaderden başka neyin gücü yeterdi birbirini hiç
görmemiş iki insanın biribirine sıkıca tutunmasına? Başka ne başarabilirdi
bunu? “Kader, işaret dilidir.” der bir Norveç atasözü. İşaret dilinde hiçbir
nedene ve kimseye yer yoktur çünkü. Seni aklımdan çıkartmak zor olacak dostum.
Bunu biliyorum ama sen yokken hayatın ne kadar zor ve bulanık olduğunu da
biliyorum. Sağlıklı gözlere yedi
derecelik gözlük takmak gibi sensizlik. Ruhundaki karmaşa pazaryerlerinin
akşam fiyatlarını aldığı kalabalık gibi sen olmadığında. Sen gittiğinden beri
karmaşanın ortasında kaybolmuş korkmuş bir çocuk gibiyim, daha önce hiç yalnız
kalmamış gibi. Sensizlik yıpratıyor dostum. Biliyor musun artık neden bu hale
geldiğimizi hatırlayamaz vaziyetteyim. Sadece benden koptuğunu ve bir daha asla
eskisi gibi olamayacağımızı biliyorum. İnan ki en ağırı da bu zaten.
Seni düşünmemeye çalışmak, nefes
almayı unutmak gibi olacak, biliyorum. Birden tıkanacak ve irkileceğim günlerce
durmadan, sürekli. Nefes almak sıradandır ama hayatidir ya seni her gün
düşünmek de öyle benim için. Fazla hızlı nefes alınca kalbin sıkışır, kan
basıncın düşer, gözlerin kararır ya; seni düşünmekten de kan akışım bile
yorgunluktan feryatlarda.
Dostluğun anlamını öğrendiğimde
çok küçüktüm ben, daha renkleri tanıyamazdım o zamanlar. Bir can dostu
düşünmemek, onu unutmak değildir. Can dostun var olduğunu bilmek nefes alma
nedenidir; sadece düşünmezsin onu o kadar. Ama ne zaman düşecek olsa seni de
uçurumdan aşağıya çekeceğini bilsen yine de elinden tutmak için hamleni
yaparsın. Ne olacaksa ikimize olsun dersin. İşte sen öylesin bu aciz, sıradan
bendeniz için de. Ama biliyorum ve sen de biliyorsun. Sen her zaman
varolacaksın ve hissiyatlığımızda biz aslında hep bir olacağız.
Biz hiçbir zaman arkadaş olmadık.
Seni tanıdığım ilk andan beri biz daha fazlasıydık. Biz belki hiç de dost
olmadık. Birbirimizi tanıdığımız ilk andan beri biz çok daha fazlasıydık.
Unutma sakın; “Arkadaş dediğin sen
düştüğünde el uzatıp seni yerden kaldırandır. Dost dediğin, sen uçurumdan
aşağılara düşerken kendini de çekeceğini bile bile sana elini uzatandır.” Sen
tecrübesizliğin uçurumundan düşmek üzereyken ben sana sadece el uzatmıştım.
İşlediğim ve senin asla affetmediğin tek suçum buydu...
Günün aydın olsun dostum...
Unutması pek zor olmayana;
Çaresiz, içimdeki çocuk bir
günah gibi hep suçlu.
Senin hala, ellerin soğuk ve
yağmurlu.
İçimde her gün ölen umutlar var
olsun, zaten aşklar hep böyle.
Sana bir söz yazdım bugün, yolladım
rüzgarla.
İçinde gözyaşım vardı, küçücük
bir kadınla.
Çaresiz, bütün kelimeler bir
yalan gibi hep suçlu.
Senin hala, gözlerin soğuk ve
yağmurlu.
İçimde her gün büyüyen çığlıklar
var olsun, zaten aşklar hep böyle.
Sana bir söz yazdım bugün, yolladım
rüzgarla
İçinde göz yaşım vardı, küçücük
bir kadınla.
Sana söyleyeceklerimi sayısız kez
dökmedim mi zaten? Sen bırakıp giden kendini beğenmiş bencil bir şımarık
kızdın. Ben ise senin tüm güleryüzüne safça kanmış, hiçbir şeyden haberi
olmayan aptal bir oğaln çocuğu. Kullanıp attın beni. Bunu ilk kez kendime
itiraf ediyorum. Bunu kendime söyleyebilmem kaç yılımı aldı haberin var mı?
Seni unutmak pek zor olmayacak işte bu itiraftan sonra. Kendime biraz olsun
saygım varsa; unuturum seni. Senin hiçbir şeyden haberin yok ve sen beni benim
sana olan tüm değerime karşı beni unutup geçebilecek kadar sen... Sen o kadar
aşağılıksın işte! Sana son kez söz yazdım bugün işte ve rüzgara söylüyorum
sanki son seferde de yine. Bundan öncesinde olduğu gibi olmayacaksın işte! Sen
artık olmamalısın. Rüyalarıma geldiğinde bile seni umursamayacak kadar seni
unutabilmek istiyorum. Çok canımı yaktın. Çok yaraladın. Çok kırdın. Biliyorum,
sana çoğu zaman dürüst olamadım. Buna kişiliksizlik de, yalancılık de, ruh
hastalığı de. İstediğini de sana haksızsın demem. Ama dürüst olduğum tek şey o
kadar karmaşanın içinde sana olan derin ve içten duygularımdı. Ama arıyorum
şimdi içimde pek öyle değiller artık ve git! Sadece git, benden! Çok uzaklara.
Gittiğin uzaklarda kal ve lütfen bir daha görmeyeyim seni. Tanrıdan ve senden
son kez bunu diliyorum.
Sana bir söz yazdım bugün,
yolladım rüzgarla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder